Açıklama
“Sanki sürekli ölüyor ama tekrar tekrar ölmek için diriliyorsun…” Sinan’ın iç dünyasındaki bunalımı en iyi anlatan şeydi işte bu tek cümle. Yazdıkça yaşıyor, yaşadıkça yazıyordu. O sahneye çıkınca gerçek nerde bitiyor, kurgu nerede başlıyor anlamak mümkün olmuyordu. Zamanla yazdığı karakterleri oynamıyor, onlara dönüşüyordu.
O sahnedeyken her rol bir itiraf, her alkış bir çöküş, her karakter bir yara iziydi.
Peki, siz izlediğiniz şeyin bir oyun olduğunu sanırken aslında bir çığlığa mı tanıklık ediyordunuz? Perde sadece kapanıyor muydu, yoksa bir başka acıya mı açılıyordu? Bu romanı okurken bir karakteri değil, parçalanan bir ruhun dayanılmaz ıstırabını izleyeceksiniz. Ve perde kapandığında elinizde kalacak olan sadece çözülmüş düğümler değil; bir çocuğun sessizce bastırdığı kahkahası, bir genç kızın yüreğine akıttığı gözyaşı, belki de sizin kendi içinizde susturduğunuz ses olacak.
“Son Perde” sadece bir oyunun finali değil; bir insanın ruhuna tutulmuş en acımasız ışığın hikâyesi. Hayal ile hayat arasındaki çizgi silindi, yalan ile doğru bir birine karıştı, kim kimi yazdı, kim kimi yaşadı, kim kimi öldürdü belli değil artık. O zaman buyurun! Hazırsanız zil çalsın ve son perde başlasın!
Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.